Hünkar Köşkü Müzesi

Hünkar Köşkü

 

Zehra ANBARTEPE

Bursa’nın güneyinde, Yıldırım ilçesine bağlı Uludağ (Keşiş dağı) eteklerindeki, Mollaarap semtinin üst kesiminde şehre hâkim bir noktada yer alır. Yapı 1844 yılında 31. Osmanlı Padişahı Abdülmecit (Salt.1839-1861) adına dönemin Bursa Valisi Mehmet Salih tarafından “Av Köşkü” olarak yaptırılmıştır.

Hüsamettin Dergâhı yakınında ve Gökdere’nin doğusunda kalan köşkün, Ebu Şahme Şeyhi Hasib Efendi’nin bazı kaynaklarda da Şerif Efendi’nin bahçesinde 19 gün gibi kısa bir sürede acele inşa edildiği ifade edilmektedir.[1] Çeşitli kaynaklarda bu köşkün yerinde daha önce Müslim ya da Müsellim Köşkü’nün olduğu ve padişahın Bursa’yı onurlandıracağı haberi üzerine düzenlenerek kısa sürede hazır hale getirildiği bilgisine yer verilmektedir. Ancak, “Müslim (Müsellim) Köşkü” nün, Hünkâr Köşkü’nün kuzey batısında yer aldığı, dönemin Bursa Valisi İbrahim Halil Paşa (1898-1903) tarafından Padişah II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 27. yıldönümü dolayısıyla yaptırıldığı bilinmektedir.

1 Eylül 1903 tarihinde düzenlenen bir törenle açılan ve günümüzde sadece temelleri duran köşkün, iki yazlık odadan ibaret olduğu ifade edilmektedir.[2]

2 Temmuz 1844… Padişah Abdülmecit Bursa’ya gelerek adına yaptırılan köşkü onurlandırıyor…

Sultan Abdülmecit, Salih Paşa’nın Valiliği sırasında, 1844 (H.1260) yılında Bursa’ya gelmiştir.

31. Osmanlı Padişahı, Tanzimat Fermanı’nın uygulanışını yerinde görmek amacıyla İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale, Limni, Midilli ve Sakız’ı kapsayan bir yurt gezisine çıkmıştır. 19 gün gibi kısa bir sürede, ahşap sıvama yöntemiyle yaptırılan ve o dönemde “Kasr-ı Hümayun” (Hünkâr Köşkü) adıyla bilinen köşkte, 29 Haziran-2 Temmuz 1844 tarihleri arasında kalan Padişah Abdülmecit, aynı zamanda günümüzdeki Fevzi Çakmak caddesi boyunca, düz bir çizgi halinde devam eden Mecidiye Caddesi’nin açılışını da bu gezisi esnasında yaptığı bilinmektedir.

18 Nisan 1862 Cuma Günü Padişah Abdülaziz Bursa’da…

32. Osmanlı Padişahı Abdülaziz, beraberinde sonradan her biri Osmanlı tahtına çıkacak olan Şehzadeler, Murat (Murat V), Abdülhamit (Abdülhamit II.) ve Mehmet Reşat (Mehmet V) olduğu halde, 1855 depreminin yol açtığı ve hazinenin yetersizliği dolayısıyla gerekli devlet desteği sağlanamadığı için onarımları yapılamayan ata armağanı cami, medrese, türbe gibi yapıların durumunu yerinde görmek ve halkla görüşmeler yapmak üzere gelmiştir. Atıcılar semtinde kurulan Otağ-ı Hümayun’da ağırlanan Padişah, bu günün gecesini Hünkâr Köşkü’nde geçirmiştir. Köşkün güneyindeki düzlükte kendisini selamlamak üzere toplanan Bursalıları “Temenna”ya (Selamlamaya) çıkmış ve bu isim zamanla Temenyeri olarak mevkie adını vermiştir.

19 Ağustos 1909 (H.1325) Çarşamba Günü V.Mehmet Reşad Bursa’ya Geliyor…

Mudanya üzerinden Bursa’ya gelen 35. Osmanlı Padişahı V. Mehmed Reşad, dört atlı bir araba ile Balık pazarı, Ulu cami yolu üzerinden Hünkâr Köşkü’ne gelmiştir. Padişah ile beraber yanında, Yusuf İzzeddin Efendi ve kendi üç şehzadesinin olduğu ifade edilmektedir. [3]

hunkar kosku

ATATÜRK VE HÜNKAR KÖŞKÜ

Atatürk’ün Köşke Gelişleri, 1922, 1925, 1931 ve 1935 Yıllarına Rastlar…

Ulu Önder Atatürk Bursa’ya çeşitli tarihlerde gelmiştir. Bursa, Atatürk’ün Ankara, İstanbul, İzmir ve Sivas’tan sonra en çok kaldığı şehirler arasında yer almaktadır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Bursa’yı ilk ziyareti (16 Ekim 1922) büyük zaferin hemen sonrasına rastlar. Yanında Kazım Karabekir, Refet Bele ve Kazım Özalp Paşalar vardır. Burada İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak Paşalarla buluşarak Lozan Barış görüşmelerine gidecek delegeleri konuşurlar. İstanbul Hükümeti’nin resmen tanınmaması olayını Kurtuluş savaşı komutanlarıyla birlikte yaşayan Hünkâr Köşkü, onları tam 12 gün süreyle misafir etmiştir.[4]

Atatürk daha sonra 1925 yılındaki 4. Bursa ziyaretinde, beraberindekilerle birlikte bir süre bu köşkte ikamet etmiştir. 28 Eylül 1925 tarihinde şapka devriminin gerçekleştirildiği dönemlere denk gelen gezisinde, Hünkâr Köşkünün bahçesinde toplanan Bursalılar şapkalarını giyerek Ata’nın konuşmasını dinlemeye gelmişlerdir. Ayrıca bu gezi esnasında, köşkün hemen yakınlarında oturan Sabiha Gökçen ile tanışan Atatürk, henüz 12 yaşında olan Gökçen’in anne ve babasının vefat ettiğini öğrendikten sonra kendisini manevi kızı olarak yanına almıştır. 5 Ocak 1931 yılındaki Bursa ziyaretinde ise Hünkâr Köşkü’nde kent ileri gelenleri ile bir yemek yemiştir. Ulu önder Atatürk’ün, 15. Bursa gezisi olan 16 Temmuz 1935 tarihinde saat 16.00 da köşke geldiği, buradan 17.15 de Uludağ’a gittiği, akşam yeniden köşke döndüğü bilinmektedir. [5]

Hünkâr Köşkü zaman içinde “Kasr-ı Hümayun”, “Kasr-ı Milli” “Cumhuriyet Köşkü” ve “Atatürk Köşkü” adlarıyla da anılmıştır.

hunkar  Sabiha ve ülkü yatak odası

GÜNÜMÜZDE HÜNKÂR KÖŞKÜ MÜZESİ

Hünkar Köşkü, bugün 20 Şubat 1947 tarihli tapusunda sayfa 1240, pafta 155, ada 15, parsel 2’de 3396 m2lik bir alanda kuruludur ve Bursa Büyükşehir Belediyesi mülkiyetine kayıtlıdır. Köşk 1982-1983 yıllarında onarım görmüştür. Daha sonra 1995 yılında dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un köşkün Milli Saraylar Dairesi Başkanlığınca restore edilerek ortak kullanımını talep etmesi sonucu restorasyon çalışmalarına başlanmış ve TBMM Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları ile yapının restorasyonu tamamlanmıştır. Bu sırada köşkte bulunan eşyalarda Dolmabahçe Sarayı restorasyon atölyelerinde onarım görmüş ve özgün hallerine dönüştürülmüşlerdir. 29 Mayıs 2003 tarihinde dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından Hünkâr Köşkü, müze olarak hizmete açılmıştır.

 Köşk Girişinde Tarihe Atılan İlk Adım, Orijinal Çakıl Mozaik (Podima) Zemin Döşemesi

 Hünkâr Köşkü Müzesi, bahçe girişinde yer alan orijinal çakıl mozaik zemin döşemeleri köşkün inşa edildiği tarih olan 1844 yılında yapılmıştır. Deniz ve dere kıyılarında bol miktarda bulunan ve suyun yüzlerce yıllık aşındırması sonucu eliptik formlara dönüşen çakıl taşları kullanılarak yapılan bu tarz mozaiklerin nadir örneklerini Osmanlı dönemine ait saray ve köşk yapılarında görmek mümkündür.

Benzer bir örneğine Topkapı Sarayı Harem Dairesi girişinde rastlanan bu el sanatı; podima döşeme, çakıl kakma, rodos bezemesi, karfato ve çivileme gibi isimlerle de anılmaktadır. Çakıl mozaik sanatında kullanılan taşların tamamı doğal form ve renklerde olup tek tek elle toplanıp tek tek elle dizilmektedir. Dekoratif amaçlı kullanımının yanı sıra, sıcak bir günün sonunda çakıl mozaik üzerine kova ile su döküldüğünde oluşan ani hava değişiminin insanı ferahlattığı eskiden beri bilinmektedir. Ayrıca mozaik döşeme üzerinde çıplak ayakla yürünmesi halinde çakılın ayak tabanına yaptığı masaj Çin’de binlerce yıldır uygulanan bir terapi tekniğidir.

KÜTAHYA ÇİNİLİ HÜNKÂR ÇEŞMESİ…

Köşkün bahçesinde dikkati çeken diğer bir tarihi yapı, güney bahçesinin güney duvarına dayalı, bordürü Kütahya çinili Hünkâr Çeşmesi’dir. Çeşmenin boyutları 3.4 m, yüksekliğinde 2.5 m, eninde 1.2 metre kalınlığındadır. Burada bir zamanlar Bursa’nın en güzel sularından sayılan Gümüşsuyu[6] kurnadan değil, ayna taşının önünde 10 cm çapındaki dikey borudan kaynak şeklinde akmaktaymış. Bahçe zemininden iki mermer basamakla yalak ve şadırvan kısmına geçilen çeşmenin, ayna kısmının etrafında mermer plakalar yer almaktadır.

Ayna kısmı ve çeşmenin en önemli bölümü, çinilerle kaplı bordürü ve yüzeyidir. Bordürde zemin koyu lacivert, kullanılan renkler, açık mavi, yeşil, mercan kırmızısıdır. Çeşmede kullanılan motifler ise stilize yaprak, tomurcuk ve açmış karanfiller ile geçme rumi motifli madalyonlardır. Orta yüzeyde zemin krem renklidir. Renkler, mavi, lacivert, yeşil ve mercan kırmızısı olup konturlar siyahtır. Yılankavi sapların üzerindeki lale, karanfil, sümbül ve diğer açmış stilize çiçekler Kütahya çini sanatının en güzel örneklerindendir. Tavan, ahşaptan beyaz boyalı ve çıtalarla geometrik şekil verilmiştir. Sanki çıtayı çeşmenin iki yanındaki kolonlara dayalı merdiven korkuluğu şeklinde, ikişerli 4 payanda tutmaktadır. Üzeri daha önce kiremit kaplı iken restorasyon sırasında kurşunla kaplanmıştır.

hunkar  Yemek odası (2)

HÜNKAR KÖŞKÜ MİMARİ YAPISI, SÜSLEMELERİ VE BÖLÜMLER…

Hünkar Köşkü, mimari yapısı ve süslemeleriyle Fransız Ampir üslup özelliklerini yansıtmaktadır. Dış yapıda görülen sadelik, iç kısımda özellikle tavan yüzeylerinde yoğunlaşan “Kalemişi” süslemeler, varak kaplama, kübik tarzdaki mobilyalar, simetrik düzenleme bu üslubun belirgin özelliklerini oluşturmaktadır. Kuzey, doğu ve batı cepheleri 2 katlı, güney cephesi tek katlı görünüme sahip olan köşkün, dört cephesine daire içinde, yeşil zemin üzerine koyu sarı renkte 5 köşeli yıldız motifi yerleştirilmiştir. Daha önce Osmanlı bayrağında kullanılan sekiz köşeli yıldızın, 1842 yılında Abdülmecit tarafından beş köşeli olmasına karar verilmiştir. [7] İnsanı temsil ettiği ifade edilen yıldız motifinin, bu duruma istinaden Hünkar Köşkü’nde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca yıldız motifinin, Osmanlı döneminde gücü temsil ettiği de biliniyor. 1880 li yıllara ait birkaç fotoğraf da, köşkün kuzey cephesinde görülen Osmanlı devlet arması da dikkati çeken diğer bir ayrıntıdır.

450 m 2 alana sahip, 2 katlı köşkün üst katında kabul salonu, Atatürk’ün yatak odası, çalışma odası, Sabiha ve Ülkü Hanımların yatak odası, dinlenme odası ve yaver odası yer alırken, alt katta, havuzlu salon, yemek odası ve bir yatak odası daha bulunmaktadır.

50 m2 alana sahip kabul salonu’na girildiğinde, simetrik bir düzenleme göze çarpar. Bu salonun tüm zemini kaplayan Uşak halısı görülmeye değer niteliktedir. Karşılıklı yerleştirilmiş varaklı büyük aynalar, hem ortamı olduğundan daha büyük göstermekte, hem de ihtişam yaratmaktadır. Hereke ipek kumaş kaplı koltuk ve perdeler restorasyon sırasında orijinaline uygun şekilde yenilenmiştir.

Atatürk’ün yatak odasına girildiğinde, K&A ibareli Atatürk adına özel olarak hazırlanmış karyolanın yanı sıra, yatağının yanında yer alan rugan terlikleri, köşkün kıymetli ve etkileyici eşyaları arasındadır. Ayrıca yatağın başucunda, duvarda aslı duran çerçeveli fotoğraf, 28 Eylül 1925 tarihli olup Atatürk’ün köşkün giriş kapısı önünde halka hitap ederken çekilmiş bir fotoğrafıdır. Bu odanın devamında yer alan çalışma odası, tavan yüzeyindeki varak kaplamalı süslemesi ve eşyalarının sadeliğiyle dikkati çekmektedir.

Kabul salonunun batısındaki kapıdan son tefrişte Atatürk’ün manevi kızları Sabiha (Gökçen) ve Ülkü (Adatepe) Hanımların yatak odaları şeklinde düzenlenmiş olan bölüme geçilir. Nikelaj kaplı iki büyük pirinç karyolanın bulunduğu odada, tavan yüzeyinde yer alan kalemişleri, ortada kabartma altı kollu yıldız motifleri, köşelerde manzara resimleriyle süslenmiştir. Bu odanın güneyinden, çift kanatlı bir kapı ile küçük bir hole, bu holün batısındaki kapıdan ise Yaver odası şeklinde düzenlenmiş olan alana geçilir. Bu kısımda özellikle 6 ve 4 kollu Bohemya Kristali, renkli camdan el yapımı, Murano tarzı avizeler dikkat çekicidir. Giriş holünün sağında, alt kata inen merdivenlerin hemen yanı başında küçük bir oda daha bulunmaktadır. Burası köşkün hizmetkârının özel odası olarak düzenlenmiştir.

Oyma ahşap korkulukları olan 18 basamaklı merdivenle bodrum katına inilmektedir. Yuvarlak kemerli giriş kısmından “Havuzlu salon” olarak adlandırılan geniş alana geçilir. Bu salon serin olmasından dolayı daha çok yazlık salon olarak kullanılmıştır. Ortada dört köşeli mermer havuz yer alır. Ayrıca bu salonun güney cephesinde yuvarlak kemerli niş içerisinde iki kurnalı çeşme vardır.Çeşmenin iki yanında bulunan mermer plakalar üzerinde bakır kupalar yer alır.

Bu iki kupanın Bursaspor’un henüz resmi adıyla kurulmadan önceki dönemlerde, Güvenspor adı altındayken, 1944-1945 sezonunda kazandığı “Gül Kupası” birinciliğine ait olduğu ve köşke hediye edildiği bilinmektedir.

Havuzlu salonun güneyindeki diğer bir oda Hünkâr Köşkü’nde kalmış Osmanlı Padişahlarının özel eşyalarına ayrılmış ve son tefrişte yatak odası şeklinde düzenlenmiştir. Bu odanın, köşkün ilk yapıldığı dönemlerde “Berber odası” olarak, Atatürk’ün kaldığı dönemde ise misafir yatak odası olarak kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur.

Bodrum katın en görkemli bölümü, havuzlu salonun doğusundaki yemek odasıdır. Odanın ortasında 14 sandalyeli büyük boyutlu, kenarları oval, açılır, kapanır ceviz masa yer alır. Bohemya markalı çiçekli porselen yemek takımları, kristal sürahi ve su takımları, kadehler, hardal takımları, likör takımları, yemişlikler, çeşitli ebatlarda tabaklar, kâseler, fincan takımları geçmişin izlerini günümüze taşıyan eşyalar arasındadır.

Bu odanın tavanında yer alan kalemişleri, özellikle orta kısımda yemek odasına uygun şekilde çeşitli meyve resimleriyle süslenmiştir. Ayrıca tam orta bölüme, geri fonda sık ormanların yer aldığı yeşil bir düzlüğe uzanmış heybetli bir aslan figürü çizilmiştir. Bu aslan figürü hangi yönden olursa olsun, bakana dönük konumda görünmektedir. Ayrıca aslan, hem gücü kuvveti temsil etmesi hem de av köşkü olmasından dolayı tercih edilmiştir.

Bu odanın yanında yemek servisinin yapıldığı oda yer alır. Bu odanın da tavanı kalemisi süslemelidir. Benzer desenler kullanılmıştır. Aynı zamanda bu odadan, bahçeye çıkış kapısı da vardır. Günümüzde fazla eşyaların korunduğu depo olarak kullanılmaktadır.

 

 

[1] Ancak yapının Şerif Efendi’nin bahçesine mi yoksa başka bir yere mi yapıldığı tartışma konusu olmuştur. Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları isimli kitabında köşkün Şerif Efendi’nin bahçesinde yapılmış olduğunu savunurken, Mülazım Abdülkadir Kadri’nin yazmış olduğu Bursa Tarihi Kılavuzunda ise Hünkar Köşkü’nün yerinin Müslim Köşkü’nün üst kısmında bulunduğundan bahsedilmektedir. Daha önce köşkün yerinde Ebu Şahme Şeyhi Hasib Efendi’nin bir kulübesi olduğunu, köşkün onun yerine yapıldığını yazmaktadır. 1905 yıllarında Bursa’ya gelen Hasan Taib ise Hünkar Köşkü’nün yerinde daha önceleri Müslim Köşkü’nün var olduğunu yazmıştır.(BK.Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları”,Bursa 1950s.124;Abdülkadir Kadri, Bursa Kılavuzu, s.131;Hasan Taib,”Mirat-ı Bursa”,s.39)

[2] bgc.org.tr (Bursa Gazeteciler Cemiyeti)

[3] Mülazım Abdülkadir Kadri “Bursa Tarihi Kılavuzu” s.205, Ankara 2009

[4]Erke Ülker-Gören Şefika Ş. “Minyatürlerle Atatürk Evleri ve Atatürk’le Anıtlaşan Yapılar “Bilay Vakfı, s. 104, 1998

[5] Akkılıç, Yılmaz “Atatürk ve Bursa” Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi yayınları, s.117, Bursa, 2009

[6] Gümüşsuyu: Uludağ’ın pınarlarından biridir. Asıl kaynak 720 m.yüksekte ve Gökdere yolundan Gümüşdere’nin batısındadır. Gümüş gibi parlak suyu olduğu için bu ad verilmiştir.

[7] Türkiye Gazetesi Yayınları “Osmanlı Devlet Teşkilatı 1” s.130, İst. 2006

 

İnceleme-Araştırma 3.506 Okuma